Karımla Aşk Oyunları

Karımla Aşk Oyunları
Karım heyecanla “Sevgilim… Oh, yapma… Rezil olacağım…” diyerek inledi..

Karım, “Bana daha keyifli sikişler yaşat, hayal gücünü zorla… Yoksa ne yapacağım belli olmaz!” dediği zaman onu kaybedebileceğimi, başkaları ile sikişmek üzere olduğunu anladım. Derhal bir şeyler yapmalıydım, engin hayal gücümün hızla çalışması, yeni yeni fanteziler yaratması gerekirdi, öyle oldu…

Eşim Burcu çok güzeldir, özellikle vücudu daha da güzeldir. Yaz boyu, plajların en çok ilgi gören kadını Burcu’dur. Tüm erkekler peşinde dolaşır, onu sikmek, tavlayıp becerebilmek için sikleri havada arkasından ayrılmazlar. Karım da kıçını kıvırır, dişi bir köpek gibi kuyruğunu sallar, ardındaki abazanları kudurtur. Ben ona özel olarak birbirinden seksi, açık ve tahrik edici mayolar alırım, bizzat seçerim. Kızgın kumların üzerinde, götünü tamamen açıkta bırakan ip tanga mayosu, kırmızı renkli küçük bir üçgenden oluşan tangası, yeşil fosforlu ipli mayosu ve fora ettiği çıplak iri memeleri ile beni bile azdırıyor, çıldırtıyor.

Sokaklarda dolaştığı giysileri ya içini gösterir, ya çıplakmışçasına tüm bedenini sarar ya da külotuna kadar açıkta bırakır. Çoğunlukla göbeğini, belini açıkta bırakan büstiyerlerle gezinir, memeleri ise göğsünün açıklığından dışarı taşar. Üstüne üstlük tüm bedenini kıvırır, kırıtır, her adımında oynaşır, onu izleyen yabancılarla sikişir…

Karımın sikişte yeni fanteziler konusunda beni uyarmasından sonra, derhal kendimi toplayıp, onu elimde tutacak çeşitli fanteziler üretmem gerektiği kesindi. Uygulamaya hemen başlamalıydım…

Eşimin bol kloş eteğiyle kıçını oynatarak, götünün yuvarlaklığını, yarığını bana göstere göstere pencereye doğru yöneldiğini görünce sikimin direk gibi havalanmasını engelleyemedim. Pencereyi açtıktan sonra belinden yukarısını camdan dışarı sarkıtarak kocaman ve iri yuvarlaklı kıçını geriye çıkartıp, bahçedeki komşu hanımla konuşmaya başladı. Dolgun ve iri bacaklarını sallıyor, götünü oynatarak tüm bedenini tir tir titretiyor, arada bir saçlarını savurarak geriye dönüp bir an benimle göz göze geliyor ve sonra da yeniden muhabbete devam ediyordu…

Birden çılgın fantezimi uygulamamın tam zamanı diyerek pantolonumu süratle aşağıya indirdim, bacaklarım heyecandan titriyor, pantolonumu bir türlü tamamen çıkartıp atamıyordum. Karım bahçedeki komşu hamına,

“Hava kararıyor, yağmur geliyor galiba” derken ardında diz çöktüm ve bir süre muntazam ve dolgun bacaklarını, kocaman karpuzlarını iştahla seyrettim.

Elimi eteğinin üzerinden doğru, yuvarlak götüne bastırıp okşarken, sıcaklığı elimi yakıyor, içim bayılıyor, gözlerim kararıyordu. Yüzümü yaklaştırıp muhteşem karpuzlara sürtmeye, yanağımı yaslayıp incelemeye başladım. Burcu şaşırmış, kıçını sarsıp, bacaklarını sallayarak beni itmeye çalışıyordu.

İtmesine hiç aldırmadan yumuşak göt yanaklarını eteğin kumaşıyla birlikte ısırmaya, dişleyip canını yakmaya başladım. İki elimle de belinden, poposundan kavrayıp kaçmasını, pencerenin önünden çekilmesini önlüyordum. Kaba etlerini ısırırken canını yakmayı filan düşünmüyor, sadece zevkimden, dizginleyemediğim arzularımdan dolayı, içimden geldiği için dişliyordum. Karım,

“Yapma, aşağıdan görecekler, dur!” diye komşu kadına duyurmadan beni uyardı.

“Kim görürse görsün, umurumda bile değil” diyerek içimi çekip inledim.

Karımın etekliğini beline doğru sıyırırken uzaktan uzağa gök gürültüleri geliyor, yer yer çakan şimşek parıltıları odayı aydınlatıyordu… Ellerimin kontrolsüzce sallanmasını engelleyemiyordum. Titreyen parmaklarımla külotuna el attım, derhal çıkartıp kaba etlerinin güzelliğine dokunmalıydım. Önce parmaklarımı külotunun kenarından içeriye sokup nemli, ateş gibi yanan kıç aralığına yapıştırdım ve ileri geri sürterek tadına vardım.

Orta parmağımı am deliğinin üzerine getirerek aniden içeri ittim. Karım önce irkildi, sonra amını kasarak parmağımı sıkıca kavradı. Elimi hareket ettiremeyecek kadar sıkıyordu. Tek elimi kullanarak kıç yanağını ayırdım ve bastırarak elimi kurtarmaya çalıştım. Bir yandan da elimi geriye çekiyordum… Elimi dışarıya çıkarttığım zaman karımın deliği sırılsıklam ıslanmıştı…

“Yapma, burada olmaz” diye inledi.

“Fantezi aramıyor muydun, bundan güzeli olmaz” diyerek yeniden saldırdım.

Avucumu tümüyle kullanarak amını okşamaya, hırpalayıp daha fazla sulandırmaya başladım. Kesik kesik soluklanırken, kıçını geriye iterek beni durdurmaya çalışıyordu… Karımı dışarıdan gördüğümü hayal ederek, aldığım heyecanı arttırmaya çalışıyordum. Şu anda karımın belinden yukarısı tamamen dışarıya sarkıyor, memeleri pencerenin alt kenarına dayanıp eziliyordu. Yüzü pembeleşmiş, terlemeye başlamıştı. Komşu kadınla konuşurken kekeliyor, kadıncağız ona neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Bu sırada da eşimin sıkı amı benim tarafımdan okşanıp sıkıştırılıyor, sulandırılıyordu… Az sonra amını aralayıp dudaklarımı yapıştıracak, sularını kana kana içecektim. Onu, yalanırken pencerenin dışından izlemeyi çok isterdim… Karım kekeleyerek komşu kadına bir şeyler söylemeye çalıştı ama bahçedeki kadın,

“Burcu hanım neyiniz var, yoksa rahatsız mısınız?“ diye meraklandı.

“Yo… Oh!… Hayır, iyiyim” diye cevap veren eşimin amının dudaklarını açabildiğim kadar aralayıp, dudaklarımı içine gömdüğüm zaman ne hale geldiğini anlatmak gerçekten zor olurdu. Vıcık vıcık sulanan amı doymak bilmeden yalıyor, içine girmeye çalışıyordum. Karım komşu kadının olayı fark edeceği korkusu ile hala çırpınıyor, bir yandan da aldığı zevkle kendisini kaybetmemeye çalışıyordu. Son bir ümitle yalvararak,

“Tamam… Oh! Çok zevkli ama… Ne olursun yapma… Şimdi anlayacak, lütfen bırak!…“ diye yavaşça fısıldadı. Söylediklerine aldırmadan,

“Canım benim, ne kadar güzelsin… Amın da ne kadar güzel kokuyor” dedim. Eşim heyecandan iyice boğuklaşan bir sesle,

“Sevgilim… Oh, yapma… Rezil olacağım…“ diyerek inledi. Eşimin amının dudaklarını arkadan yalamaya devam ediyordum.

“Tanrım!… Ah… Bırak beni, arkamdan çekil lütfen” dedi. Bir an işime ara verip,

“Seni asla bırakmam, bağırta çağırta boşaltacağım, amını da morarıncaya kadar yalayacağım” dedim ona. Bu sırada bahçedeki komşu kadın,

“Gerçekten iyi misiniz Burcu hanım?“ diye seslendi. Eşim güçlükle,

“Evet canım, oh, çok iyiyim” dedi. Yalamalarımı arttırdığım zaman eşimin bacakları titremeye başladı.

“Sevgilim… Tanrım!… Aslında böylesini istememiştim… Yapma…“ dedi güçlükle.

Baş edemeyeceğini anlayınca, kendisini tamamen bıraktı ve kendisini yaşayacağı zevke teslim etti diye düşündüğüm sırada, güçlü bir kıç darbesiyle yüzüme çarpıp beni geriye itti. Hızla düştüğüm yerden kalkıp yeniden arkasına geçtim ve kıçını sıkıca tutarak, tam göt deliğinden, aşırıya kaçmadan ısırmaya başladım. Götünün kaslı büzüğü ağzımda ıslanıyor, dişlerimin arasında eziliyor, ara sıra açılıp kapanıyordu. Uzunca bir süre hem dişledim, hem de amını ve götünü yaladım…

Ayağa kalktığım zaman karım kendisini tamamen pencerenin kenarına bırakmış, aptallaşmış bir halde komşu kadını dinliyordu, daha doğrusu dinler gözüküyordu. Oysa defalarca ve peş peşe orgazm olduğunu titremesinden biliyordum.

Havaya doğru uzanmış sikimi elimle bir süre sıvazladım ve ayak parmaklarımı kullanarak tamamen amına girebileceğim bir pozisyona geldim ve eşim yeni bir orgazm yaşarken dibine kadar amına girdim. Islak delikte kayarak dibe dayandığım zaman böyle bir zevki daha önce yaşadığımı hatırlamıyordum. Gidip gelirken bir yandan da çıplak göt yanaklarını tokatlıyordum. Öyle hızlı tokatlar atıyordum ki, çıkan şaklamaları dışarıdaki kadının duymaması mümkün değildi.

Karımın hemen beline inen tül perde benim dışarıdan görünmemi engelliyor, rahatlıkla karımı sikebiliyor, arkasında gidip gelebiliyordum. Karım komşu kadının sorularına cevap veremez hale gelince, kadıncağız “İyi günler” diyerek hızla evine girdi ama bahçenin kenarından geçen sokaktaki bazı meraklı gözler bizi izliyor, karımın kıvranmalarına, çırpınıp külçe gibi yığılmalarına tuhaf tuhaf bakıyorlardı.

Bu sırada çiseleyen yağmur eşimi yavaş yavaş ıslatmaya başlamış, hızlandıkça da suratına kırbaç gibi çarpar olmuştu. Islanmasına aldırmayarak hala sikmeye devam ediyordum. Belinden yukarısı sırılsıklam olmuş, sağanağa dönüşen yağmur iliklerine kadar ıslatmıştı. Karımın belinden yukarısını tülün ardından izliyor, suratına yapışıp öpmek, emmek için yanıp tutuşuyordum.

Belimin geleceğini anlayınca daha da hızlı gidip gelmeye başladım, parmaklarımın en uç noktasına kadar titriyor, ayakta sallanıyordum. Kasıklarımın, karnımın kıçını kızarttığını görüyor, daha da hırsla vuruyor, ağlata ağlata sikiyordum. Ani bir hamle yaptığım zaman belimin en son damlasına kadar fışkırmaya başlamasını engelleyemedim, zevkten ağlayabilir, bar bar bağırabilirdim ama bunu yapamazdım, aksi halde rezil olurduk…

Sikim hala inmemişti, karımın amı ise hala gevşememiş, sikimi sıkıca sarmaya devam ediyordu. Yeniden sokup çıkarmaya başladım. Burcu’nun amının darlığı, kısa bir süre sonra ikinci kez boşalmamı sağladı. Sikimden fışkıran beller karımın içinden geriye doğru akıyor, dizlerime, karımın bacaklarına damlıyor, halıya süzülüp ayaklarımın altında eziliyordu.

Dayanamayıp tülü üzerimden aşırttım ve ben de ön plana çıktım. Şu anda külçe gibi yığılı kalmış olan karımın arkasında dimdik ayakta duruyordum, sikim ise içinde capcanlı ve çivi gibi sıkışmış kalmıştı. Dışarıdan belli olmayacak şekilde kıçımı yedi-sekiz defa daha oynatarak içinde gidip geldim, daha sonra da elimi ince ve sıcacık beline dolayıp, onu içeriye aldım… Hemen pencerenin önünde ikimiz de yere yığıldık.

Karım hala külçe gibi gevşek, orgazmdan sarhoş kıvranıp duruyor, amından bellerim süzülmeye devam ediyordu. Sikim de içindeydi ve çıkartmaya da niyetim yoktu. Onu bu kadar çok sevdiğimi, bu kadar arzuladığımı inanın bilmiyordum. Deliler gibi yanağına, boynuna saldırıp öpüp yalamaya, ısırmaya koyuldum. Yanağına uzanmak için hamle yaptıkça sikim daha derine giriyor, neredeyse taşaklarım da içine kayıyordu…

Burcu kendine geldikten sonra üzerindeki ıslak elbisesini, daha doğrusu gömleğini çıkartmamı istedi. Gerçekten de yardıma ihtiyacı vardı. Bembeyaz memeleri ortaya çıkınca, sikimi dışarıya çıkartmadan meme uçlarını emmeye başladım. Bana,

“Gerçekten de harikaydın, çok iyi siktin” diye iltifat etmeye başlayınca, ona daha sıkı sarıldım ve

“Şimdi sıra sende, yarın da sen bana yapacaksın” diyerek cevabı yapıştırdım.

“Evet, evet yapacağım” dediği zaman her zamankinden şirin, her zamankinden daha seksi görünüyordu. Tüm geceyi onun içinde dimdik geçirdim. Akşam ayazı eve indiği zaman, sikim sıcak yuvasında uslu bir çocuk gibi uyuyordu…

Karım sikimi dibinden kavradığı zaman, elleri arasında iki kat büyüyüverdim…

Ertesi gün pencerenin önündeki yerimi aldığım zaman, sokağın en kalabalık zamanını seçmiştim. Tam karşı binada oturan sarışın liseli kız beni kesiyor, balkonda fırıl fırıl dönüyordu. Sık sık eğilip daracık kotunun sarmaladığı iri götünü bana gösteriyor, bunun için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Sikim aniden havalanmış, direk gibi olmuştu. Belimden aşağısı çırılçıplaktı ve eşimin gelip emeceği anı heyecanla bekliyordum.

Karım sikimi dibinden kavradığı zaman, elleri arasında iki kat büyüyüverdim. Bir an önce ağzına alıp emmesini bekliyordum, ama Burcu eline aldığı bir lastik bandı sikimin üzerinden geçirip taşaklarımın dibine sardı ve öylece bıraktı. Sikime dolan kan müthiş bir ereksiyon sağlamış, yarağımı daha da kaldırmıştı. Dibinden sıkıca kavrayıp, uç tarafına doğru sıvazlayarak hareketlendi, aynı sıvazlama hareketini daha sonra geriye doğru yaptı ama öylesine sıkıyordu ki, camın yanmıştı.

Otuz bir faslı başlamıştı ama deri soyan bir otuz bir faslıydı bu… İkimiz de kendimizden geçmek üzereydik her halde, çünkü karım elini hızlandırıp beni sağmaya sabırsızca devam ediyordu. Şu anda karşı balkondaki kızın bana otuz bir çektirdiğini düşünüp zevkleniyordum. Sikimle oynaşırken sol elini kullanarak kıç yanaklarımı araladı ve kabak gibi ortaya çıkan göt deliğime okkalı bir ısırık attı. Sanki büzüğümü koparmak ister gibi ısırıyor, beni çıldırtıyordu.

Isırmayı kesip yalamaya, diliyle keskin darbeler vurmaya başladı. Şiddetli bir ısırığı beş-altı darbelik yalama, onu da dibine kadar giren bir parmak izliyordu. Sikimi ise şiddetle aşağı yukarı çekiştirmeyi sürdürüyordu. Sikim bel atmaya başladığı zaman, sikimin ucu karımın dudakları arasında, karımın sağ eli sikimin dibinde, sol elinin işaret parmağı ise götümdeydi. Sendeleyerek yere yıkıldığım zaman ise karım ağzının kenarından beller süzülerek hala dimdik olan sikimin üzerine oturmak üzereydi…

Amında titreşen vibratörü sokup çıkarmaya koyulduğum zaman kendini kaybetti…

Çok sevdiğim bir arkadaşım kısa bir yurt dışı seyahatinden dönüşünde sürpriz bir hediye getirmişti. Süslü paketi verdiği zaman merakla açtım ve kalın, üzeri damarlarla kaplı, uzunca bir zenci vibratörle karşılaştım. Üstelik son moda, uzaktan kumandalı olanlarındandı. Böyle bir hediyeyi ne yapacağımı düşünmeme fırsat kalmadan karımın dolgun kalçalarının arasındaki sıkı ve nemli delik aklıma geldi. Bu simsiyah ve titreyen yarağı karımın bacaklarının arasına soktuğum anda ne hale geleceğini merak ediyor, bir an önce yuvasına yerleştirmek için sabırsızlanıyordum.

İlk denemeyi yapacağımız akşam, karım da ben de müthiş bir heyecan içindeydik. Daha önce bu vibratör denen aleti hiç denememiş, ancak dergi ve kitaplardan, sikiş kasetlerinden tanımaya çalışmıştık. Nefis bir akşam yemeğinden sonra birer içki aldık ve kanepeye oturduk. Eşimden heyecanını yansıtan tahrik edici bir kadın kokusu yayılıyor, bacakları ve elleri hafif titriyordu.

Saçlarını okşamaya başladım, ardından da yanağına ateşli bir öpücük kondurdum. Yanağını güçlü bir vakumla emiyordum. Bıraktığım zaman yüzünün sağ tarafı tokat yemiş gibi kıpkırmızı olmuştu. Dudaklarına yumulduğum zaman zevkten donup kalmış, kımıldayamıyordu. Az sonra bacak arasına, amına sokacağımız vibratörün heyecanı perişan etmişti onu… Soyunmaya başladığım zaman kendisine yardım etmemi istedi.

“Çok fenayım, düğmelerimi açamayacağım” dedi.

Onu büyük bir zevkle, her saniyenin tadına vararak soydum. Beyaz ve aydınlık bedeni tüm yumuşaklığı, tüm diriliği ve tüm dolgunluğuyla çırılçıplak karşımda duruyordu. Bir süre, bu seks dolu bedeni zevkle izledim. Memeleri top gibi sallanıyor, ince belinin altına yapışmış gibi duran değirmen taşı yuvarlaklığındaki iri kalçaları ellenmeyi, ısırılıp yalanmayı bekliyordu. Dolgun bacakları gözlerimi kamaştırıyor sikimi zapt edilmez hale getiriyordu. Ama bu akşam sikimin yerine o kocaman zenci yarağını yiyecekti. Karımın bedenine el attığım zaman zorlukla,

“Hayır, çok ıslandım, hemen içime sok o hayvanı!…” diyerek itiraz etti. Anlaşılan bu kadar heyecana dayanamamış, boşalmak üzere olmalıydı… Bir süre nasıl bir pozisyon olması gerektiğini düşündüm. Bu konuda seçim yapamıyordum. Karım,

“Sevgilim, her pozisyonu deneriz, ama sen sadece benim dediklerimi yap” deyince, bu bana daha mantıklı ve daha heyecanlı geldi.

Eşim, sehpanın üzerinde duran siyah sike elini atıp bir süre küçük bir bebeği sevgiyle okşar gibi sevdi, ardından da damar damar imal edilmiş yumuşak dokulu siki öpüp, emmeye koyuldu. Süt emen bir bebeğin açlığıyla, emzik emer gibi içine çekiyor, siyah aleti taşak kısmına kadar boğazına gömüyordu. Ben karımı büyük bir zevkle, önümdeki kabarıklıkla izlerken zencinin sikini elime verdi ve uygun bir pozisyon almak için hareketlendi.

İlk aldığı pozisyon mükemmeldi. Kanepeye sırtüstü uzanmadan önce götünün altına yumuşak ve yüksekçe bir yastık yerleştirdi. Sırtüstü uzandıktan sonraysa dizlerini karnına doğru çekerek iki bacağını da sıkıca birbirine yapıştırdı. Muazzam görüntüsü beni allak bullak etmişti. Amı, kalın ve etli baldırlarının arasına sıkışmış, am dudakları iyice dışarıya fırlamış, yarığı ise ince bir çizgi şeklinde kapanıvermişti. Ona,

“Hayatım, böyle zor olmayacak mı? Bacaklarını biraz aralasaydın…” deyince yine itiraz etti.

“Hayır, böyle sok. o siyahi hayvanın amımı genişlettiğini hissetmek istiyorum. İçimi kanatsın, zorlasın, güçlükle dibime dalsın” dedi.

Böyle söylediği anda sikimin çatlayacakmış gibi ayaklandığını hissettim, daha fazlasına dayanamazdım. Zenci yarağını karımın çizgi görünümlü amına yaklaştırdım, uzaktan kumandanın düğmesine basarak çalıştırdım. Simsiyah kobra yılanı elimde titreşiyor, zıplıyordu. Birden bire, sallanan azmanı amının çevresinde dolandırmaya, bastırarak gezdirmeye başladım. Yarağın basınçlı titreşimi karımın amını ve çevresini, baldırlarını sarsıyor, onun çırpınmasına neden oluyordu. Onu hiçbir zaman bu kadar zevk almış, kıvranan, çırpınan bir halde görmemiştim.

“Evet… Evet, devam et!…” diye bağırıyor, ağlar gibi çığlıklar atıyordu. Amının kabarık, şişkin görüntüsü ve darlığı karşısında aptallaşmıştım, hızla amına atılıp ağzımı açabildiğim kadar açarak yarığının üzerini tümüyle örttüm. Bir süre kendimden geçmiş bir halde emdim, evet emdim, yalamıyor, dilimi kullanmıyor, sadece içime doğru çekerek emiyordum. Büyük dudaklarını, küçük dillerini ve kabarık kilitorisini dakikalarca emdikten sonra elimdeki zenci yarağını dibine kadar karımın amına yerleştirdim.

Amına yerleşen yarağın zevki karımı gerçekten de çıldırtmaya yetti. Kıçını hoplatarak debelenirken, vibratörü dışarı atmaya çalışıyor, aşırı zevke tahammül edemiyordu. Beyaz butlarına iki elimle bastırıp debelenmesini önledim, müthiş bir güçle direniyor, çıplık atıyordu. Ter içinde kalmıştı ama onu zapt etmeyi başarmıştım.

Amında titreşen vibratörü sokup çıkarmaya koyulduğum zaman kendini kaybetti ve şuursuzca sayıklamaya başladı, biraz sonra da hareketsiz kaldı. Böylece ilk vibratörlü deneyimizde eşimi zevkten bayıltmış, bilincini yitirmesine neden olmuştum…

“Çılgınsın… Hiç bu kadar kızışmamıştım. Dişi bir köpek gibi kuduracağımı sandım”

Ertesi gün karımla bu müthiş aletin getirdiği yeni zevkleri uzunca bir şekilde konuşup daha da keyifli hale getirmenin yollarını aradık. Bir çok vibratörlü fantezi geliştirdik ama iki tane fantezimi eşime anlatmadım. Çünkü bu konuda ona sürpriz yapmak istiyordum. Bazı fantezilerimizi deneyip zevkin doruklarına ulaştıktan sonra vibratörü gardırobun bir köşesine yerleştirdik.

Eşimin çocukluk arkadaşı Müge ile eşi Aydın’ı yemeğe davet ettiğimiz bir akşam sürpriz fantezimi gerçekleştirmek üzere harekete geçtim. Mükemmel bir akşam yemeği, harika bir muhabbetle devam ederken eşim kahve yapmak için salondan çıkıp mutfağa geçti. Ben de bir bahaneyle salondan çıktım ve doğruca gardıroba gittim ve zenci vibratörü dinlendiği yerden aldım. Sonra da koridorda eşimin kahve tepsisi ile salona yöneleceği anı beklemeye başladım.

Çok geçmeden eşim dikkatlice taşıdığı tepsi ve kahvelerle mutfaktan çıktı, antreyi geçerek salonun kapısına yöneldi. Hızla hareket ederek arkasına geçtim. Eşim sol elini kullanarak kapıyı yarısına kadar açıp içeriye girmek üzereyken belinden tutarak içeri girmesine engel oldum. Salondaki misafirlerimiz eşimi biraz görebilirlerdi, ama televizyonu izliyorlardı.

Karım adeta kapıda donup kalmış, ne içeri girebiliyor, ne de dışarı çıkabiliyordu. Bir ara Müge bize doğru bakmış, ama hemen başını televizyona çevirmişti. Karıma sakin olmasını fısıldadım ve eteğinin arkasını yavaşça beline kadar sıyırdım. Yaptığımın çılgınlık olduğunu biliyordum ama bundan inanılmaz bir zevk alıyordum. Erkekliğimin kabarıklığını tarif edemeyeceğim…

Yumuşak sayılmayacak bir hareketle götünün yuvarlaklarını saran minik külotunu araladım, elimdeki simsiyah aleti karımın amına doğru yavaşça iterek sokmaya başladım. Çok kısa bir süre içinde sadece iki santimlik kısmı dışarıda kalmıştı. Parmaklarımı kullanarak kocaman suni yarağı karımın içine iyice yerleştirdim. Fazla itmiş olacağım ki, işaret ve orta parmağım da yarıyı geçecek kadar ıslak amının içine gömülüverdi.

Karım hafifçe inlemiş, bunun üzerine salondaki misafirler kapıya dönmüş bakmışlardı. Müge’nin yüzündeki gülümseme çok anlamlıydı… Aptallaşan eşim hareket etmeye fırsat bile bulamadan külotunu düzelttim, eteğini indirdim ve ona,

“Sakın geriye dönme lütfen, içeriye gir…” diye adeta yalvardım, tereddüt ettiğini görünce kıçından salona doğru itiverdim ve birlikte salona girdik…

Eşim kontrollü adımlarla salona girerken, elimdeki uzaktan kumandanını tuşuna basmış, zenci aleti eşimin amında titreştirmeye başlamıştım. Karımın halini anlatmak için ancak fotoğrafını çekmek veya filmini izlemek gerekirdi. Al basmış yüzüyle servisi yaparken elleri, dudakları titriyor, ayakta sallanıyordu. Misafirlerimiz tuhaf bakışlarla karımı izliyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.

Sevgili eşim zorlukla kahve servisini yapıp koltuğuna yönelirken birden bire yere yıkılıverdi. Bereket versin koltuğa düşmüştü. Hemen kendini toparlamaya çalıştı ama beceremedi tabii. Ardından koltuğa yayılıp baygın görünümle sağa sola kıvranmaya başladı. Müge ve eşi Aydın atılıp panik içinde eşime yardıma koştular. Nasıl bir orgazm yaşadığını anlayamamışlardı. Yanlarına gelip eşimi kucağıma alırken,

“Çok kötü gripti, ayakta atlatmaya çalışıyordu ama dayanamadı her halde…” dedim onlara. Beni anlayışla karşılamışlardı. Karımı kollarımda yatak odasına götürürken hala derin bir orgazmın sarhoşluğunu yaşıyordu. Islak amından bu aleti çıkamadığım sürece de orgazm olacaktı… Amından vibratörü çıkarttığım zaman belki onuncu boşalmasını yaşıyordu. Rahatlayınca sürprizimi nasıl bulduğunu sordum.

“Çılgınsın ama perişan oldum. Hiç bu kadar kızışmamıştım. Dişi bir köpek gibi kuduracağımı sandım” dedi ve ekledi,“ Eğer irademi kullanmaya gücüm yetmeseydi, Aydın’a beni sik diye bağıracaktım.” Bu sözleri işitmek beni coşturmuş, heyecanlandırmıştı.

“Gerçekten onu ister miydin?” diye sordum, ama eşim gözlerini kapayarak cevap vermemişti.

Yabancı adamların karımı ellemeleri beni tahrik etmiş, kızıştırmıştı…

Bu müthiş akşamdan sonra ikinci sürpriz fantezimi gerçekleştirdim.Bir hafta kadar sonraydı. Akşam üzeri işten çıkacağı saate doğru eşimi işyerinden arayıp onu almaya geleceğimi, beni beklemesini söyledim. Sonrada doğruca eve gelip eşimin pardösüsünü aldım ve işyerine gittim. Eşim işten çıkmış beni bekliyordu. Elimdeki pardösüsünü görünce şaşırmıştı. Pardösüyü ona uzatırken,

“Bunu giy üzerine, sonra da altını tamamen çıkar. Çıplak olmanı istiyorum” dedim.

Eşim şaşkın şaşkın pardösüyü giydi, ortalığın alaca karanlık olmasından da yararlanarak önce eteğini, ardından da külotlu çorabını ve külotunu sıyırıp çıkarttı ve elimdeki poşete doldurdu. Binadan çıkınca eşim arabanın ne tarafta olduğunu sordu. Cevabım onun aklını durdurmuştu.

“Bu akşam arabamız yok, eve otobüsle gideceğiz” dedim. Hemen koluna girip biraz ilerideki otobüs durağına doğru onu adeta sürükledim. Peş peşe gelen iki otobüse binmemiştik. Karım ne beklediğimi sorunca,

“Kalabalık bir otobüs bekliyoruz” dedim.

Az sonra da tıklım tıklım dolu bir belediye otobüsü geldi ve zorlanarak bindik. Otobüs öylesine kalabalıktı ki, neredeyse ayaklarımız havada duruyorduk. Eşim, üzerindeki ince pardösü her an sıyrılacakmış gibi tedirgindi. Kendisini sıkıştıran heriflerden korunmaya çalışıyor, arkasına abanan pislik bir heriften uzaklaşmak isterken, önündeki adamın kucağına yapışıyor, ondan kaçarken yandaki adamın kollarına düşüyordu.

Karımın kucaktan kucağa gezdiğini hayal ederek sikimi büyütüyordum. Keyfim yerindeydi anlayacağınız. Hemen önümdeki zayıf ve kalın bıyıklı kumral adam karımı elliyor, resmen elini amına sokmaya çalışıyordu. Eşimin yanına sokuldum. Ona sahip çıkmalıydım ama bunu yapmayı istemiyordum. Eşimi yabancı adamların ellemeleri beni tahrik etmiş, kızıştırmıştı.

Sikimi karımın sağ kalçasına yandan değdirip bastırmaya başladım. Arkasında duran adam hala elliyor, bir yandan da sikini kurcalayarak belini getirmeye uğraşıyordu. Karımın yüzünün rengi değişmiş, kızarmıştı. Belli ki zevk alıyor, ellenmesine ses çıkarmıyordu. Adam titreyerek külotuna, pantolonuna boşalırken karımın kıçına iyice yapıştı ve bir süre öylece kaldı.

Adam ilk durakta inerken ben onun yerini aldım ve çevrenin yoğunluğundan yararlanarak zenci vibratörü poşetten çıkardım, beklemeden pardösünün arka yırtmacını hafifçe ayırıp karımın amına soktum. Çıplak kıçına temas eden elim, hiç zorlanmadan amını bulmuş, etraftakiler fark etmeden zenci yuvasına yerleşmişti…

Cebimdeki kumandadan aldığı emirle titremeye başlayan suni yarak görevini yaparken karım yine şaşırmış, kıpkırmızı olmuştu. Dudaklarını ısırıp ter içinde kalınca orgazm olacağını anladım. Önündeki adamın göğsüne başını yaslayarak yapışınca şaşırmak sırası bana gelmişti. Bir yandan da iki eliyle adama sıkıca sarıldı.

Çevreden bakanlar, adamla karımı çift sandılar ve aldırmadılar ama ben müthiş kıskanmıştım. Aralarına girip ayırmaya çalıştımsa da karım buna izin vermedi. Çünkü adama sülük gibi yapışmıştı. Anlaşılan zenci alet işini başarıyla yapıyordu.

Karımı bir hayli izledim ve izlerken de ölçüsüzce zevklendim. Yüzü sürekli olarak kırmızıydı. Alev alev yanıyor, kesik kesik soluyor, burun delikleri hızlı hızlı açılıp kapanıyordu. Amının da kasılıp gevşediğinden emindim, üstelik yapış yapış olmalıydı. Onu, orada, herkesin içinde çırılçıplak bırakıp doya doya okşamak, inleterek sikmek için yapmayacağım şey yoktu ama bu imkansızdı.

Otobüsten inerken karım hala kıpkırmızıydı ve ölçüsüzce titriyordu. Acele ile bir taksi çevirip evin yolunu tuttuk. Bir an önce eve ulaşıp karımı sikmek için sabırsızlanıyordum…

ALINTIDIR…