EP.4. DİL YARAASI ?)))

EP.4. DİL YARAASI ?)))
Ara çok uzadı; mesajla veya duvarıma yazarak çemkirenler olmuş da.. Çocuk ve kariyer bir arada yapıyoruz, üstüne de sosyal hayatımız var herhalde burda taam mı?

Şu öncesi için linki nasıl atılıyordu? Hah sanırım şöyle:

Çömezler! Önce buna bi bakın da gelin, bir bok anlamazsınız yoksa…: https://xhamster.com/stories/ep-3-seni-kendime-saklad-mmmm-772384

Tamamsanız devam edelim…

Ali’yi fazla kırmadan keşfime devam ediyordum ama bir taraftan sadece tutmak değil görmek de istiyordum tabi bu kadar yaklaşmışken… Ben sıvazladıkça siki anlamsızca geriliyor, elimden kaçar gibi oluyor, Ali kendini ve nefesini tutar gibi ses çıkartıyor..

Hoşuma gidiyor Ali üzerindeki bu kuvvetim, uzaktan kumandalı araba gibi, her hareketimin bir cevabını alıyorum muhakkak – ki aslında bu acemice keşif devamında yıllar boyu sürerek bambaşka bir ustalığa dönüşecek her kadın gibi. Hani “Herifi parmağında oynatıyor bu karı” derler ya, aslında her “karı” her herifi sikinden kavrayarak oynatır, yapacak bir şey yok beyler; arada tek tük çıkan libidosuna son derece hakim yavşak köpek şerefsizler dışında sırf da bu yüzden kölesiniz hepiniz.. Neyse…

Yatakta yan yana ve birbirimize dönük yatıyoruz, sağ elim Ali’yi okşuyor, Ali’nin bir eli başımın altında şekilde yatıyor.. Ben hareket ettikçe birbirimize yaklaşıyoruz ama öpüşmek gibi bir niyetimiz yok sanırım ikimizin de (sanki bir kardeşin diğerine hand-job yapması normal de öpüşmek yasak)… Boştaki sol elim istemsiz şekilde kendi bacak arama gidiyor, üzerimde kıçıma toplanmış kareli okul eteği.. külotun üzerinden elimi içeri salıyorum o artık tanıdık hisleri kendim de yaşamak için.. Ali ise gözlerini kapatmış, nefes alıp vermeye çalışıyor benim tempoma göre değişken hızlarda… Diyalog başlıyor tekrar:

+ Hoşuna gidiyor mu?
– Hı hı…
+ Canın acıyor mu?
– Yok… de.. devam et…
+ Çok sıcak ya, çok kayganmış…
– Daha hızlı yapmamı ister misin?
+ ya devam et nasıl edersen et, sus…

:))) Tabi anlamadığım şey o sırada Ali “kardeşimin eline verdim” şeklinde değil, kapalı gözlerinin arkasında muhtemelen karşısında Sevinç falan varmış farz ederek gidiyor gittiği yere… Ben de Ali zevk aldıkça kendimi daha hoyrat okşuyorum, zaten sırılsıklam oldum ve parmaklarım kayıyor içeri doğru.. Nerenin geri dönülemez nokta olduğunu bilmediğim için kontrolü kaybetmemeye çalışıyorum ama parmaklarımın hafızasında daha önce gittiği yerler olduğu için çok da şeyetmiyorum.. derken aklıma bir piçlik daha geldi, niye bütün işi ben yapıyorum ya! oldum ve önce Ali’nin boştaki elini tutup külotuma getirdim… Ali öküzü ne yapacağını tam bilmediğinden veya yanlış bir şey yapmaktan korkmuş olsa gerek külotün üzerinden avucuyla çeşmeden su içer gibi kapatmakla yetindi amımı…
+ N’apıyosun?
– Ihmf.. ne n’apıyorum?
+ parmaklarınla yapsana..
– Bişey olmasın??
+ olmaz, ben yapıyorum sürekli, içine sokma sadece…
– Tamam…

dedi ve yine külot üzerinden orta parmağı ile bişeyler yapmaya başladı… tabi onun bu acemiliği ve çekingenliği beni sinirlendirdi, dönüp çat diye çıkardım külotu, elini tuttum ve insan gibi nasıl yapması gerektiğini tek tek parmaklarını doğru yerlere yerleştirerek gösterdim.. şimdi düşünüyorum da, ne kaşarlık ama? Abime bir kadını elle nasıl tatmin edeceğini öğrettim resmen 🙂

Tabi bir kadın “etine ve suyuna” böyle doğrudan dokununca Ali bir anda yükselmeye başladı… orta parmağı benim cesaret edemediğim kadar derinlere inmeye başlayınca:

+ Yavaş biraz, çok içeri girme! Diyebildim zorlukla…
– Tamam dedi.. “ama ben boşalıcam birazdan”…
+ Farkındayım; haber ver bana, boşalırken görmek istiyorum dedim ve hızlanmaya başladım iyice…

Ali’nin parmakları hem benden daha büyüktü, hem de bir başkasıydı sonuçta.. kendi mast’larım gibi kontrollü gidemiyordum ben de… Çok kısa zamanda yaklaşmaya başladım ki Ali:

– Ben geliyorum… dedi..

Aslında biraz beklese ben de gelecektim ama çok merak ediyordum “boşalma” nedir nasıl bir şeydir… hemen Ali’yi sırt üstü devirdim, üstüne çıkıp dizlerine oturdum, elimi hiç bırakmadan hızlanarak sıkmaya başladım kocaman ve artık mosmor olmuş siki… Ali bir tür köprü pozisyonuna geldi kasılarak, sanırım o da ilk defa bu kadar şiddetli boşalacaktı, sadece topukları ve omuzları yatakta, vücudunun kalanı havada (üzerinde ben varken hem de)..

– Iııh… ııaashh… ammmmmm… tarzı salakça sesle çıkararak tamamen kasıldı…

… vee…. İki eliyle benim sağ elimi tuttu panik halinde, üç el alinin kasıklarında durdu ve kilitlendi… gözlerimi ayırmadım elimin içindeki canavardan… üç eli de iterek büyü sanki bir anda… Bir ilk salvo, öyle basınçlı fırladı ki Ali’nin gövdesini es geçip başının hemen üstünden yastığıma düştü… Hemen ardından bir kasılma daha, bu defa daha büyük miktarda ama daha kısa menzilli bir atış, o da Ali’nin boynunun yanıyla karışık çarşafa.. Kendi kendime “eyvah dedim yatağın ağzına sıçacak” ve dimdik hale getirdim, arka arkaya 3.. 4… 5 kasılma ve hepsi gitgide azalan irtifayla Ali’nin değişik yerlerine ve sonunda artık hiç sıçramadan membağından benim ve onun eline durmaksızın akan döller…
O an 1 saat falan sürdü ve hiç bitmeyecek sandım ama aslında 15-20sn bile sürmedi ve neticede bitti… Ali’nin vücudu yatağa geri düştü… istemsizce yan döndü ve cenin pozisyonuna benzer şeklinde yattı… kan-ter içindeydi ve nefes alışı henüz yavaşlamaya başlamıştı…

Yanına yattım ben de aynı şekilde, sanki ikizmişiz de anne karnında birbirimize dönmüşüz gibi.. . Ben boşalmamıştım ama inanılmaz mutluydum, sanki gururluydum da; başardığım şeyin gururu, mucizemsi bir şeye tanık olmanın gurur… çatlamak üzere olduğum bir merakımı gidermiş olmamın gururu.. kardeşini mutlu etmenin gururu… biri veya her birinden biraz biraz… mutluluktan ölebilirdim o an Ali’min yanında yatarken…

Yine bana göre 4-5 saat, aslında toplasan 3dk falan kıpırdamadan yattık öylece… Ali kendine gelince yaşadığı deneyimin ne muhteşem bir şey olduğunu falan anlattı ben sormadan, şu CMYLMZ’ın “ayvalıktaki yazlığı satacağım” diyaloglarının geçmesi gereken dakikalarda… Elimi tuttu, ona o muhteşem işi yapan sağ elimi, sikine götürdü ve tutturdu.. üzerine bulaşan meniler yüzünden sırılsıklam, boşalmanın üzerinden geçen zamanla yumuşacık olmuş ve tabi boyu da 1/3’e falan düşmüş, elime alamıyorum…

– Bak, normal hali bu…
+ Oha ya, çok ilginç.. sertliği gitmiş, büyüklüğü gitmiş, tutamıyorum bile…
– Böyle oluyor boşaldıktan sonra… normalden de daha ufalıyor….
+ ilginçmiş… benim boşaldıktan sonra elle şey yaparken şişen bir yer var orası uzun süre şişkin ve kırmızı kalıyor…
– Sahi ya, sen boşalmadın dimi?
+ yok, aslında boşalırdım ama senin parmakların korkuttu biraz bişey olursa diye düşünmekten.. zaten tam o sırada da sen geldin…
– Ben de seni boşaltayım mı?
+ yapar mısın gerçekten?
– Yaparım tabi kızım, borcum var sana keh keh…
+ hadi o zaman! Dedim ve elini tuttum kukuma götürmek üzere.. o sırada ikimiz de fark ettik ki Ali’nin elleri yapış yapış, sperm tabi hepsi ve sperm – kuku birlikteliğinin tehlikesi konusunda birşeyler biliyoruz her ikimiz de…
– Ben gidip ellerimi yıkayayım… dedi..

Tabi kuzum ikimiz yaratılırken piçlikten nasibini hiç almadığı için benim aklıma gelen onun aklına gelmemişti…

+ Gitme şimdi ya, hem uzun sürer hem soğuk olur parmakların, elinle yapmazsın…
– Neyimle yapıcam?
+ Dilinle yapsana?
– Nasıl ya? Kızlar ağzına alıyor da.. erkekler…
+ Erkekler de yalayarak yapıyorlar, öyle bir şey varmış.. hem dilin ıslak ve sıcak olduğu için çok zevk veriyormuş..
– O.. oluur… ??? hiç yapmadım ama olur (ulan sanki herşeyi yaptın da bu kaldı geriye.. Cinsel hayatın mast. hariç bugün yaşadıklarından ibaret zaten salak– demedim tabi)…

Bu defa ben yattım sırtüstü… Ali çekingen hareketlerle üstüme geldi, acemilik bir yana ikimiz birden yatağa doğru dürüst sığamayınca bira debelendik ama sonunda herkes yerini aldı.. Ali bacaklarımı tutup yavaş hareketlerle amıma yaklaşınca gördüğü manzarayla heyecanlı bir nefes verdi ve o sıcak nefesle de ben titredim resmen… bütün tüylerim diken diken oldu, o ana kadar oyun gibi farz ettiğim şeyin oral da olsa “seks” olduğunun farkına ilk kez vardım sanırım… sarı tüylerime burnu değdi önce belli belirsiz; sonra da dudaklarıyla acemi bir öpücük “dudaklarıma”…

Kendimi kaybetmek üzereydim – ki henüz doğru dürüst başlamamıştı bile, içimde gezinen bir dil falan yoktu daha…
Ali dudaklarımın birini ısırır gibi bir hareket yaptı ve yüksek sesle inlemek zorunda kaldım… ki tam o anda İÇERİDEN KAPI KAPANMA SESİ GELDİ…

ikimiz de durduk ve ses giriş lambasının açılması, portmantoya atılan anahtar gibi devam edince anladık ki vakit epey geçmiş ve annem gelmiş… Anında toparlandık, Ali şortunu kapıp banyoya koştu, ben külotumu kıçıma geçirip ayağa fırladım… tam salona gidecekken yatakta her yerin Ali’nin spermleri olduğunu fark edip panikle döndüm ve yorganımı örttüm yastığa kadar…

Annem n’apıyorsunuz siz? Neden terlediniz bu kadar? Yüzleriniz kıpkırmızı? falan gibi sorular sorduysa da şüpheyle yaklaşmadığı için kolayca geçiştirdik… ama adım gibi eminim, Ali acemice değil de düzgün yapıyor olsaydı ne kapıyı duyardık ne anahtarı, annem de çocuklarını alt-alta üst-üste basıp kalpten giderdi herhalde…

Akşam sofrayı hazırlama görevi için Ali ile masa – mutfak arasında gidip gelişlerimiz sırasında kulağına eğilip “bunu saymam; bana çok ağır borçlusun” diye gülümsedim.. Ali de ilk fırsatta ödeyeceğini söyleyerek gülümsedi… İkimiz de biliyorduk ki o fırsatın çıkmasını beklemeden fırsatı yaratmak için kıçımızı yırtacaktık…

..devam ederim bir zaman sonra…