Alıntı – Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Anald

Alıntı – Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Anald
Banyonun köşesinde iki tarafı camlı büyük bir duşakabin vardı. Beraber girdik içine. Lifi aldım, önce kalıp sabunla güzelce sabunladım, üzerine bolca şampuan ve duş jelinden sıkıp kaynanamın vücudunu ovaladım. Aynısını bana yapmasını istediğimde memnuniyetle yerine getirdi. Ardından saçlarımı şampuanla bir güzel yıkadı. Kendisi de uzun saçlarını yıkarken Arzu’nun benim için aldığı bornoza sarınıp yatağa geçtim. Kaynanam 10 dakika kadar sonra geldi, saçlarını havlu ile sarmıştı. Üzerinde Arzu’nun bornozu vardı.

“Bu da yumuşacık pamuk gibiymiş!” dedi kıskanç bir ifade ile. “Arzu almıştı burada kullanmamız için!” dedim sözlerine karşılık. Yanıma uzandı. Bir süre birbirimize sarılı halde kaldıktan sonra kaynanam acıktığını söyledi. “Sabah da doğru düzgün bir şey yememiştim, şimdi de yorulunca acıktım!” deyince, “E, ne yapacağız, çıkıp bir şeyler yiyelim o zaman!” dedim. “Evde yok mudur bir şeyler?” deyince, “Ne bileyim, kaç zamandır kimse yoktu evde, var mıdır bir şeyler dolapta bilmiyorum, varsa bile bayatlamıştır çoktan!” dedim.

“Ben inip bakayım mı?” deyince, “İyi tamam, mutfağın yerini biliyorsun, sen bakarsın!” dedim yanıt olarak. Üzerinde bornozla aşağı inerken ben de pencerenin kanadını üstten açıp perdeyi çektim yine, yatağa uzandım. Birkaç dakika sonra aşağıdan “Orhaannn, Orhaannn!” diyen kaynanamın sesini işittim. Merdiven sahanlığından seslendim, “Ne oldu?” diye. “Makarna buldum, bunu pişireyim mi, yer misin?” deyince, “Olur, istiyorsan yap!” dedim. “Tamam, ben yapınca haber veririm!” dediğinde yeniden yatağa dönüp gözlerimi kapadım.

Yarım saat kadar sonra kaynanamın dürtmesi ile uyandım. Üzerinde Arzu’nun pembe renkli mini şortu ve atleti vardı. Minicik paçalı şortu ve ip askılı atletiyle gülerek bakıyordu bana. “Bunu nerden buldun?” dediğimde, “Dolaba baktım, orada buldum!” dedi eliyle göstererek. Ardından da, “Arzu’nun mu bu?” diye sordu. “Evet, onun!” deyince “kızım böyle şeyler giyer miymiş benim, ufacık bu be insanın götü açıkta kalıyor!” dedi ve arkasını döndü. Gerçekten de minicik şort dolgun göt yanaklarını kapatamamıştı bile. İp askılı atleti de şişkin memelerini örtmekte yetersiz kalıyordu. Memelerinin derin çatalı ortadaydı. Hareket ettikçe memeleri bir aşağı bir yukarı oynuyordu.

Gülerek, “Giyer giyer, başka acayip şeyler de giyer senin kızın!” dediğimde yine kıskandığını belli eden o bakışı attı. “Merak etme, sen de giyeceksin, sana da alırım!” dediğimdeyse, “Gerçek mi?” dedi gülerek. “Gerçek gerçek!” dedim kahkahayla.

Aşağıda, mutfak masasının üzerinde sofrayı hazırlamıştı kaynanam. Annemin tencerelerinden birinde makarnayı yapmış, bulduğu yağ, salça ve pul biberle de güzel bir sos hazırlamıştı. Tabağıma bolca makarna koyup yanıma oturdu. Kaynanamın yemekleri güzel olurdu. Bu en basit makarnayı bile çok güzel yapmıştı. Nerdeyse bir tencere makarnayı yiyip bitirdik. “Ben bir şey yemiyorum diyorsun ama bakıyorum Maşallah iştahın yerinde!” dedim. “Çok acıkmıştım, onun için. Yoksa bu kadar yemem!” dedi gülerek.

Kaynanam sofrayı toplayıp bulaşıkları yıkarken salona geçip bir sigara yaktım. Derin nefesler çeke çeke sigaramı içip bitirirken yanıma gelip oturdu. Daha önce bir otelde kullanılmış olan bazı yerleri sökülmüş, deriden yapılma büyük koltuğa gömülmüştük. Sarıldım sıkıca, alnını ve yanaklarını öptüm. Bir süre öylece kaldık.

“Sen Kader’i görmüş müydün?” diye sorunca, “O kim be?” diye sordum. “Kader, var ya hani arkadaşım, sana bahsettiğim…” deyince, “Ha yok, nerden göreyim, kadını tanımıyorum ki!” dedim. “Az dur!” dedi ve mutfaktaki çantasında bulunan telefonunu alıp geldi.

Telefonun albüm kısmını açtı ve fotoğrafları parmağıyla yakınlaştırarak gösterdi. Kader kaynanam gibi tesettürlü, türbanlı bir kadın değildi. Uzun boylu ve oldukça yapılıydı, daha doğrusu kiloluydu.

Bir kızı bir de oğlu vardı. Kocası ve çocukları ile çekildikleri bir fotoğrafa baktım. Çocukları 15-16 yaşlarında çırpı gibi incecikti, kocası da zayıftı. Kocası orta yaşlı zayıf ama atletik vücutlu, yakışıklı bir adamdı.

Bir diğer fotoğrafta kızı ve oğluyla plaj gibi bir yerdelerdi. Kızı bikinili, oğlu ise şortla dururken, Kader kilosuna aldırmadan koyu mavi mini bir kot etekle gri renkli kısa kollu ve derin yakalı bir bluz giymişti. Kalın beyaz bacaklarını sergilemekten çekinmemişti, şişkin ve büyük memelerinin çatalı ortadaydı. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Kilosu ile barışık bir kadın olduğunu anladım. O haline rağmen güzel giyinip makyaj yapan, kendine bakan bir kadındı Kader.

“Kim bu Kader, anlatsana?” diye sorunca kaynanam başını göğsüme koyup onun hakkında bildiklerini anlattı: “Kader hemşirelik okumuştu, depremden sonra İstanbul’a taşındı. Orada özel bir hastanede çalışırken kocasıyla tanışmış, kocası röntgen doktoruymuş, bu film filan çekiyorlar ya, ondan yani. Ama araları iyi değilmiş. Kader bir rahatsızlık geçirmiş, hormonları yavaş çalışmaya, öyle olunca da kilo almaya başlamış. Yoksa böyle değildi Kader. Bunu esk**en görseydin var ya resmen dibin düşerdi, o kadar güzeldi, bir gören bir daha dönüp bakardı. Kocasını o şekilde tavlamış, daha doğrusu adam çok peşinde koşmuş. Ama kilo almaya başladıktan sonra kocası buna laf sokmaya başlamış, alay eder olmuş. Kader de psikolojik tedaviye, ilaç kullanmaya başlamış. Ama o ilaçların yan etkisiyle daha da kilo almış bu sefer!” dedi.

Kader için, “Şişman ama güzel kadınmış!” dediğimde, “İnsanın kendisi değil kaderi güzel olsun, kocası aldatıyormuş Kader’i. Hastanedeki doktor bir kadınla hem de. Geçen gün telefonda konuştuğumuzda söyledi, hüngür hüngür ağladı. Ben sana öyle gelmiştir dedim, ama yüzde yüz eminim dedi. Üstelik kadını da tanıyormuş, kocasından yeni boşanmış!” diyerek cevap verdi kaynanam. Ardından da, “Kader’e buraya yanıma gelip kalmasını söyledim. En azından birkaç gün kal, kafanı dinlersin dedim. Hem Arzu ve çocukları da çok merak ediyor. O İstanbul’a taşındığında Arzu çok küçüktü daha. Bakalım belki de haftaya gelebilir. O zaman tanışırsınız!” dedi.

Bir süre sessiz kalırken birbirimize sarıldık. Kaynanam başını göğsüme koyarken ben de boş durmayıp sol elimi ip askılı atletin içine sokup memelerini avuçladım. Hoşuna giden bu hareketim sonucu, “Azdın mı gene?” diye sordu gülerek. “Evet, sen varken azmamam mümkün mü?” dedim ve dudağının kenarına bir öpücük kondurdum. Ona, “Burada yapalım mı?” diye sorunca yüzü kızardı, “Bilmem…” dedi utanarak. “Çok güzel olur, yatak gibi koltuk bu, şöyle geç!” diyerek kalkmasını istedim.

Üzerimde halen bornoz vardı. Kaynanam ayağa kalkarken ben de bornozun önünü açtım. Sertleşmiş yarağımı tutup sallarken, “Ağzına alsana!” dedim. Kaynanam üstündeki iki parça giysiyi çıkardı ve utangaç bakışlar eşliğinde önümde diz çöktü. Ellerini dizlerime koydu önce. Ona, “Nasıl yapacağını biliyor musun?” diye sorunca, “Sen de beni kör cahil sandın herhalde?” dedi alınmış gibi. Ardından sağ elini yarağıma attı, okşar gibi uzun ince parmaklarını yarağımda gezdirdi. Bir süre sıvazladıktan sonra da yarağımı gözlerini bana dikmiş halde ağzına aldı.

Kaynanamın hünerli ağzının içindeydi yarağım. Amatör de olsa saksosu büyük zevk veriyordu. Ara ara kafasını dondurma gibi yalayıp emdikçe aldığım zevk katlanıyordu. Ancak arada bir keskin ve güçlü dişleri yarağımın kafasına sürtünüyor, değiyordu. O zaman, “Biraz daha aç ağzını!” diyordum yanaklarını okşayarak. Kaynanam bunun üzerine ağzını daha da açarak alıyordu yarağımı ağzına.

Dizlerimden tutunarak destek alıyor ve başını kaldırıp indiriyordu. Dudaklarının kenarından akan tükürüğünü siliyordu parmaklarıyla. Gözleri üzerimdeydi her an, (Nasıl yapıyorum?) der gibi bakıyordu. Yarı ıslak saçlarını okşuyordum. Yarağımın sertliği tavan yapmıştı artık, demir gibi olmuş ve ağzının içini doldurmuştu. Başını üstten tutup bastırdım biraz. Kaynanam başını kaldırmaya çalıştı önce, ama sonra uysal bir köpek gibi devam etti saksosuna.

Bu şekilde yarağımı ağzına daha çok alır olmuştu. Geriye yaslanıp gözlerimi kaparken kaynanamın ıslak saksosu olanca yavaşlığıyla devam ediyordu. Ama zevkten dört köşe olmama yetmişti. Derken çıkardı yarağımı ağzından, parmaklarıyla akan tükürüğünü sildikten sonra dilini uzatıp taşaklarımı yalamaya başladı. O an, “Harikasın aşkım!” diyerek başını tuttum.

Kaynanam gözleri yine üzerimde gezinirken taşaklarımı emiyor, dilini yarağımın üzerinde gezdiriyordu. Yarağımın altında şişen damarların üzerinde ıslak pembe dilini yılan gibi oynatıyordu. Kaynanamın kendine güveni gelmeye başlamıştı. Sağ eliyle yarağımı sıvazlayıp sol eliyle de şişerek küçük bir topa dönüşen taşaklarımı avuçlayıp sıkıyordu. Kalp atışlarım da yarağımın sertliği gibi son raddesine gelmişti. “Devam et, çok güzel!” diyerek başımı geriye atarken kaynanam da hızlanmaya başlamıştı.

Yarağımı yarısına kadar alıyordu ağzına şimdi. Daha hızlı ve sert bir sakso çekiyordu. Yarağım ve tükürüklerle dolan ağzından, “Ommm, ummm!” sesleri çıkarken başını hızla kaldırıp indiriyordu. Nerdeyse boşalacakken, “Tamam tamam, bu kadar yeter!” demek zorunda kaldım.

Kaynanam başını kaldırdı, ağzından akan tükürükleri bornozumun eteği ile silerken gülümsüyordu. “Nerden öğrendin bunu, ben seni böyle tahmin etmemiştim hiç?” dediğimde, “Herkesin bilinmeyen bir tarafı vardır!” dedi kızaran yüzüyle. Ona, “Kayınbabama da böyle sakso çeker miydin?” diye sormadan edemedim. Kaynanam soruma kızmış gibi bir hal takındı ve “Bana sürekli kayınbabanla ilgili sorular sorma. Onun adı geçtikçe kendimi kötü hissediyorum!” dedi. “Tamam, özür dilerim, sadece merak ettim!” dedim saçlarını okşarken.

“Tamam, hadi gel bakalım!” diyerek bornozu çıkarıp attım yere, sırtımı iyice yasladım koltuğa, ayaklarımı da uzattım biraz. Sertleşmiş ve amına girmek için hazır duran yarağımı sallayarak üstüne oturmasını istedim. Kaynanam dizlerini bacaklarımın yanından koltuğa koyarak kucağıma otururken sol eliyle de yarağımı tutup amına hizaladı. Derken yarağım yeniden amına giriverdi. Kalın belinden kavradım sıkıca, kaynanam bana doğru eğilirken alttan amına pompalamaya başladım.

Geniş ve yağlı amı yarağımı kolayca alıyordu içine. Kaynanamın iniltilerinin arasında sıcak nefesini yüzümde hissediyordum. Belinden sonra göt yanaklarını kavradım sıkıca. Alttan amına çakarken o da götünü kaldırıp indirmeye başlamıştı. Kasıklarım ve taşaklarım göt yanaklarına ve kasıklarına çarptıkça çıkan şiddetli ‘Şop şop şop!’ sesleri geniş ve sessiz salonun içini çınlatıyordu.

Kaynanam sağ elini götüne atmış, sol eliyle de bana tutunmuştu. Ayaklarımdan aldığım güçle pompalamaya devam ediyordum. Ellerim sırtında, belinde ve göt yanakları üzerinde gezinip duruyordu. Götündeki elini çekip koltuğun koluna dayıyor, bazen de sallanıp duran memelerini tutuyordu. Kucağımda yarak darbelerimle birlikte hoplamaya başlamıştı kaynanam.

Terlediğim için eski deri koltuktan osuruğa benzer sesler geliyordu. Sikiş seslerimize ve iniltilerimize karışıyordu bu sesler. Kaynanam, “Ihhhh, ahhhh, ayyyy, uhhh!” sesleri eşliğinde inliyor, bazen de, “Orhaaann, Orhaaann!” diye diye bir kediyi andıran seslerle adımı söylüyordu.

Dolgun göt yanaklarını avuçladım. Onları sıkıp yoğuruyordum hiç durmadan. Birkaç sefer sert şaplaklar attığımda çıkan tok ‘Şap şap!’ sesleri salonda yankılandı. Kaynanam zevk iniltilerinin arasında, “Ayyy yavaşşş!” demek zorunda kaldı. Benden yana iyice eğilmişti, saçları yüzümü yalıyordu. “Az kalk, doğrul!” demek zorunda kaldım. Omuzlarımdan destek alarak doğruldu.

Alttan yine pompalarken ellerimi memelerine attım. Onları hoyratça sıkıp yoğurmaya başladım. Kaynanamın bundan aldığı zevkle çıkardığı sesler değişti, inlemeleri sıklaştı. Etli meme uçlarını dişleyip emiyordum. Bu arada kaynanam da dizlerinden aldığı destekle götünü kaldırıp indirerek yarağımı amına sokup çıkartır olmuştu. Kucağımda zıpladıkça ellerimin arasındaki memeleri de löpürdeyip duruyorlardı.

Meme uçları dilleyip emdikçe şişiyor ve ağzımı dolduruyordu. Kaynanam başımı tutup memelerine bastırmaya başlamıştı bir taraftan da. Yarağım amında, ağzım memelerindeydi ve kaynanam zevkin doruklarında geziniyordu. Sikişimiz olanca hızı ve yoğunluğuyla devam ederken yine belinden kavrayıp kendime çektim onu. Kaynanam da sıkıca sarılmıştı şimdi bana.

Üzerimde zıplayarak yarağımı amına almaya devam ediyordu. Yarağım sıcacık ve yağlı amının içinde gidip geliyordu durmadan. Harika bir sikişe imza atıyorduk kaynana ve damat olarak. Dayanamayıp yine götüne birkaç şaplak attım, ama kaynanam bu kez tepki vermedi. Yaşadığı sikiş ve aldığı zevk acı duymasının önüne geçmişti.

Onu amından sikiyor olsam da aklım götündeydi. Sağ orta parmağımı göt deliğinin üzerinde gezdirmeye başladım. Göt deliğinin terli ağzındaki kılları parmağımın ucunda hissediyordum. Sol elimle biraz daha bana yaslarken sağ orta parmağımı götüne sokmaya başladım. Parmağım ilk boğumuna kadar götüne girerken kaynanam kucağımda zıplamaya devam ediyordu.

Göt deliği sıkıyordu parmağımı, daha önce götten sikilmemiş gibiydi bu haliyle. Parmağımı göt deliğine sokup çıkarıyordum sürekli, ancak kaynanam bunu fark etmemiş gibiydi. Derken biraz daha bastırmaya başladım parmağımı, bu kez ikinci boğumuna kadar girmişti götüne. Kaynanam bunu da fark etmemiş gibi kucağımda zıplıyordu halen.

Parmağımı götünde ileri geri oynatmaya başladım. Kolayca gidip geliyordu içinde. Yarağımı da bu kadar kolay alabilecek miydi içine diye düşünürken, kaynanamdan, “Ay yoruldum!” sözleri çıktı. İkimiz de ter içinde kalmıştık. Kaynanam hoplayıp zıpladıkça epey bir efor sarf etmiş ve yorulmuştu.

Parmağımı götünden çektiğimde ne yaptığımı anlamış gibi, “Orhan yapma!” dedi kısık bir sesle. “Bir şey yaptığım yok!” dediğimdeyse, “Parmağını sokuyorsun!” dedi saçlarını geriye atarken. Anlamadığını sanmıştım, ama gerçekte anlamış fakat ses etmemişti kaynanam. Yarağım amındaydı halen, belinden tutuyordum onu.

Omuzlarımdan destek alarak kucağımda yaylanmaya başladı tekrar. Terlemiş kasıklarımızdan ve genişlemiş amından osuruğa benzeyen sesler çıkıyordu. Bu haldeyken deli gibi öpüşmeye başladık. Kaynanam dudaklarımı ve dilimi emiyor, ısırıyordu. Aldığı zevkle kendini kaybetmiş gibiydi. Göt yanaklarına birkaç şaplak daha atarken memelerini emdim, yalayıp ısırdım.

“Götünden de yapmak istiyorum!” dediğimde, “Olmaz!” dedi kısık sesiyle. “Niye?” dedim heyecanla. “Olmaz, günah!” diyerek üzerimde zıplamaya devam etti. Ancak benim götünden vazgeçme gibi bir durumum yoktu. Kafama koymuştum bunu. “Boş ver günahını şimdi, karı koca değil miyiz biz?” dedim ve yine dudaklarına yumuldum. Onları iştahla emerken kaynanam son hız zıplamaya, götünü kaldırıp indirmeye devam ediyordu.

Ancak sonunda kaynanam pes etti ve üzerimden kalktı. Fazlasıyla yorulmuştu. Yarağım amının sıvıları ile kaplanmış parlıyordu. Sol dizini altına alarak yanıma oturdu, ben o şekilde durmaya devam ederken eğildi ve yarağımı ağzına aldı. Az önce amında gidip gelen yarağımı somurmaya başladı hızla. Başını kaldırıp indirdikçe yarağım ağzında gidip geliyordu. Uzun saçlarını çekiyordum. Kaynanam ise yarağa olan açlığını gidermeye çalışıyordu.

Kısa ama yoğun saksosunun sonunda bu kez ters şekilde oturarak yarağımı amına almasını istedim. Kaynanam sırtını bana döndü, bacaklarını açarak ters şekilde yarağımı amına aldı. Ayaklarını yere basıyordu şimdi. Bu şekilde yarı ayakta durur vaziyette iken belinden kavradım ve alttan pompalamaya başladım. Kaynanam sağ elini koltuğa koymuş, sol eliyle de dizimden tutunuyordu. Ellerim belinde ve sırtında geziniyordu.

Şiddetle pompalıyordum. Çıkan ‘Şop şop şop!’ sesleri aldığım zevki katlıyordu. Deri koltuk yine osuruğa benzeyen seslerle bu seslere eşlik ediyordu. Hızlı ve sert pompalamalarım sonucu yorulunca kaynanamdan götünü kaldırıp indirmesini istedim. Geriye yaslanıp iki elini koltuğun sırtına atarak destek aldı önce, sonra da ayaklarından aldığı güçle üzerimde zıplamaya başladı. Kaynanam uzun zamandır sikişmemiş, yarağa aç bir kadındı, ama deneyimini konuşturuyordu şimdi. Götünü kaldırıp indirdikçe yarağım amında gidip geliyordu. Harika bir zevk yaşatıyordu. Saçları oluşan rüzgârla dalgalanırken belinin yağlı ve kalın etleri göt yanakları ile beraber titreyip löpürdüyordu.

Bir süre sonra kaynanam da yoruldu ve bir şey demeden kalktı. Az önceki gibi oturarak yarağımı ağzına aldı ve somurmaya başladı iştahla. Yarağımın kafasını emiyor, dilliyor ve taşaklarımdan kafasına kadar yalıyordu. Yaşattığı bu zevk karşısında kendimden geçmiş, saçlarını okşuyor, inliyordum.

Derken bu sakso faslı da sona erdi. Kaynanam yeniden kalktı ve yine sırtı bana dönük halde oturur vaziyette yarağımı aldı amına. Bu kez belinden tutup ona destek oluyordum. Kaynanam benden aldığı kuvvetle götünü kaldırıp indiriyor, kucağımda zıplıyordu. Beyaz, dolgun vücudunun sütlaç gibi titremelerini gördükçe aldığım zevk çoğalıyordu. Kaynanam sol elini memelerine atmış, sağ eliyle de koltuktan destek alıyordu bu esnada.

“Orhaaannn, aşşkımmm, ahhhh, aşşkımmm!” diye diye zevk içinde inliyordu yarağım amında gidip gelirken. Ama 80 kiloluk vücudunun ağırlığını ister istemez bacaklarımda hissediyordum ve bu da sonunda yormuştu beni. “Kalk bakalım, biraz da ayakta yapalım!” dediğimde kaynanam hızlı hareketlerle kalktı üzerimden.

Koltuğun yanında komodin vardı, sol elini ona dayayıp sağ eliyle de koltuğun kolundan tutunarak domaldı hemen. Arkasına geçtim, sağ ayağımı koltuğun üstüne koydum. Sol ayağını kaldırdım havaya ve yarma şeftaliye benzeyen amına soktum yarağımı. Bu şekilde sikmeye başladım. Kaynanamın sarkan dolgun memeleri yarak darbelerimle birlikte ileri geri gidip geliyor, sallanıyordu hiç durmadan. Yarağım boydan boya girip çıkıyordu amına. Göt yanakları ve kalçaları löpürdüyordu pompaladıkça.

Kaynanam zevk içinde inliyor, “Aşşkııımmm, Orhaannnn, sikkk, sikkk, ahhh, sikkkk, vurrr, vurrr, daha çokkk, vurrr!” diye diye adeta beni gaza getirmeye çalışıyordu. Onun bu sözleri beynimde şimşekler çaktırıyor ve var gücümle sikmeye çalışıyordum. Derken tuttuğum sol ayağını indirdim yere. Kaynanam şimdi iki ayağıyla sağlamca basıyordu yere. Belini iyice eğip götünü kaldırarak ideal pozisyona gelmişti.

Göt yanaklarını tutup ayırdım ve yarağımı göt yarığında bir süre gezdirdim. Siyah bir çukura benzeyen göt deliğine yarağımın kafasını bastırdığımda kaynanam başını çevirip, “Orhan yapmaaa!” dedi aldığı zevkle incelip kısılan sesiyle. “Aşkım çok seveceksin, senin de çok hoşuna gidecek!” dediğimdeyse, “Olmaazzz!” dedi tepki göstererek. “İyi o zaman alacağım olsun!” dedim ve ayrık duran amına soktum yarağımı sertçe.

Kaynanamın adeta nefesi kesilir gibi oldu. Yarağımı çıkardım ve aynı şekilde soktum tekrar. Bundan büyük zevk aldığını fark ettim. Göt yanaklarını sıkıca kavrayıp var gücümle pompalamaya başladım. Bir eli komodinin diğeri de koltuğun üstündeydi yine. Yarak darbelerimle vücudu sarsılıyordu. ‘Şop şop şop’ sesleri koca salonu doldurmuştu. Dolgun göt yanaklarını sıkıyor, yine ufak şaplaklar atıyordum.

Götünden vermeye yanaşmasa da ben götünü aklımdan çıkaramıyordum. Amından sikmeye devam ederken her iki başparmağımla göt deliğini ayırmaya giriştim. Kaynanamın göt deliği iki parmağımın ucunda Kırk Haramilerin Mağarası gibi açılmaya başlamıştı. Ağzı kıllı deliğin içi hafiften kızarmış gibi görünüyordu. Kaynanam o sıra yaptığımın farkına varmıştı ve “Orhan yapmaaa^!” diye adeta bir feryat kopardı. Parmaklarımı çektim götünden, deliği yeniden kapanmıştı şıp diye.

Birkaç sefer sertçe yüklendim amına. Kaynanam yerinde sarsılırken göt yanakları ve vücudunun etleri löpürdedi. Hemen ardından çıkardım yarağımı amından. Kafasını göt yarığına sürterken kaynanam götüne gireceğimi sanarak, “Orhan söz dinle, yapma lütfennn!” dedi iniltilerinin arasında. “Bir şey yaptığım yok aşkım, sakin ol!” dedim ve yarağımı göt yarığında gezdirdim bir süre.

Sonra yeniden sertçe yüklendim amına. Bunu üst üste birkaç kez yaptığımda kaynanamın sesleri, iniltileri küçük çığlıklara dönüşmüştü. Kendimi kaybetmiş gibi zevkle inliyordum. Kaynanamın iyice genişleyip açılan amından ‘Zorrttt, zorrttt!’ sesleri çıkmaya başlamıştı. Yoğun ve zevk dolu sikiş dakikalarının artık sonuna geliyordum. Adım adım boşalmaya yaklaşıyordum. Kaynanamın amında gidip gelen yarağımın üzeri koyu krem bir sıvı ile kaplanmıştı. Kaynanamın amının zevk sıvılarıydı bu. Kalp atışlarımı boyun damarlarımda hissediyordum. Göğsümün kılları ter içinde kalmıştı. Kaynanamın beyaz vücudu da terden banyo yapmış gibi parlıyordu.

Sonunda sarsıla sarsıla amına boşalırken de gidip gelmeye devam ettim. Son döl kalıntısı amına akana kadar içinde tuttum yarağımı. Kendimi geri çekip amından çıktığımda un gibi beyaz kasıklarının ve göt yanaklarının yarak darbelerimle kızardığını gördüm. Kendimi koltuğa bıraktım. Hemen ardından kaynanam da yanıma oturdu. Elimi omzuna attım. İkimiz de nefes nefese kalmıştık. Kaynanamın göğsü aldığı hızlı nefeslerle şişip daralırken büyümüş gibi görünen memeleri de sallanıyordu.

“Harikaydın, süper bir kadınsın!” dedim terli, kızarmış yanağından öperken. Kaynanam iltifatım karşısında sıkıca sarılıp, “Sen de öylesin, hiç yaşamağım, tatmadığım zevkleri yaşıyorum seninle!” dedi göğsümü öptükten sonra. “Daha güzel zamanlarımız da olacak, ölene kadar ayrılmayacağız!” dedim ve sıkıca bastırdım kendime. Saçlarının şampuan kokusunu çektim içime.

Sehpanın üzerinde duran sigaramdan bir tane yaktım. Saat 16:00 olmak üzereydi. Kaynanam, “Orhan giyinip çıkalım hemen, Arzu işkillenmesin!” dedi tedirgin bir sesle. “Ne korkuyorsun, Arzu doğum günü partisinde şimdi, merak etme, biz aklına bile gelmeyiz onun!” dedim karşılığında. Ancak kaynanam erkenden çıkma konusunda ısrar edince, “İyi tamam, hazırlan çıkalım o zaman!” dedim.

“Ben yukarı çıkıp ortalığı toplayayım!” diyerek kalkarken ben de sigaramdan birkaç nefes daha çekip söndürdüm. Kül tablasını şömineye boşalttım. Kaynanamın giydiği Arzu’nun pembe şortu ve ip askılı atleti yerdeydi. Bornozla birlikte onları da alıp yukarı çıktım.

Kaynanam giyinmiş yatağı topluyordu. “Hadi sen de giyin!” dedi acelesi varmış gibi. “Ya tamam, bi yıkansaydık bari!” dedim ancak kaynanamın bekleyecek vakti yokmuş gibiydi. “Evde yıkanırsın, zaman kaybetmeyelim hadi!” dedi elimdeki Arzu’nun giysilerini yeniden dolaba koyarken. Sonra da bornozu alıp banyodaki yerine astı.

“Ben aşağı iniyorum, sen de giyinip gel hemen!” dediğinde uflayıp pufladım ama yapacak da bir şeyim yoktu. Çişimi yaptıktan sonra giyindim, camı kapadım. Her şeyin eskisi gibi olduğuna kanaat getirdikten sonra aşağı indim.

Kaynanam başını örtmüş, siyah feracesini ve topuklu ayakkabılarını giymiş beni bekliyordu. Ona, “Hazır mısın?” diye sorunca, “Hı hı!” diyerek başını salladı. Salona ve mutfağa baktım. Sikişimizin etkisiyle koltuk ve önündeki halı yerinden oynamıştı, onları düzelttikten sonra, önce kombiyi, sonra da suyu ve elektriği kapadım.

“Tamam, hadi çıkalım!” deyince önden kaynanam arkadan ben çıktık. Kapıyı kilitlerken kaynanam fısıltıyla, “Kimse görmez değil mi?” diye sordu. “Görsünler, ne olacak, sen karım değil misin?” dedim. Ancak kaynanam cevabıma kızarak, “Orhan salak salak konuşma!” dedi dişlerini sıkarak. Gülerek, “Tamam tamam, korkma kimse görmez. Komşuların çoğu daha gelmedi!” dedim.

Kaynanam arabaya binerken korku dolu gözlerle etrafa bakıyordu, meraklı bir çift gözün kendisini görmesinden çekiniyordu. Ama kimse görmeden binmiştik arabaya. Heyecanla, “Hadi çalıştır da gidelim!” deyince, “Ya tamam, ne bu acelen, gidiyoruz işte, korkma!” dedim tepki göstererek. Kaynanam tepkime cevap vermek yerine çantasındaki cep telefonunu çıkardı, onunla ilgilenirken ben de eve doğru sürdüm arabayı.

Arabada baş başaydık. Aklımdaki konuyu konuşmadan bu yolculuğu bitirmek istemiyordum. Ona bakarak, “Arkadan neden vermek istemiyorsun?” diye sorduğumda yüzü kızardı, “Olmaz!” dedi kısık bir sesle. “Niye olmasın, sonuçta karı koca olduk seninle. Karım değil misin?” dedim. Bir süre sustuktan sonra, “Helali dururken harama niye uzanıyorsun?” diye sordu. “Ya bırak şimdi helalini haramını, zevk meselesi bu!” dedim.

Kaynanam yine bir zaman sustuktan sonra, “Olmaz Orhan, unut bunu, aklından çıkar!” dedi. Ancak ben bunu unutacak halde değildim. “Götüne hastayım senin. Arzu ile evlendiğimiz günden beri, düğün gününden beri aklım senin götünde!” dediğimde kendini tutamayıp güldü. “Ne demek düğün günü?” diye sorunca, “Sen düğünde ne giymiştin?” diye sordum.

“Mor renkli elbisem vardı, onu giymiştim!” deyince, “Hah, işte o elbisenin altında götün davul gibi çıkmıştı ortaya. Yanımızda gezip duruyordun durmadan, ben çaktırmadan senin götünü dikizliyordum. O zamandan beri götüne hastayım!” dedim. Kaynanam cevabımdan hoşlanmış gibi güldü önce, sonra da, “Sen o zamandan beri bana ilgi duyuyorsun demek?” dedi. “Aynen öyle!” dedim.

Konuşmamız kaynanamın çalan telefonu ile kesildi. Arayan kayınbiraderinin karısı, yani karımın yengesiydi. Konuşmaları en az 10 dakika sürdü. Telefonu kapatırken, “Kusura bakma, bunun da çenesi açılınca kapanmıyor!” dedi. “Yok, önemli değil!” dedim. Ardından sağ elimi uzatıp bacağını okşadım, “Senin de çok hoşuna gidecek, çok zevk alacaksın!” dedim. Kaynanam konunun nereye geldiğini anlayarak, “Olmaz Orhan!” dedi tekrar.

Derin bir iç geçirip, “Sen günah diyorsun ama Arzu öyle demiyor!” dedim. Kaynanam yan gözle baktı ama bir şey demedi. “Arzu’yu haftada bir götünden sikiyorum!” dediğimdeyse gözlerindeki ifade sözlerimin işe yaradığını gösteriyordu. Kaynanam kendini kızıyla yarış halinde görüyordu. Arzu’nun yapıp kendisinin yapmaması diye bir şey söz konusu olamazdı. Arzu’nun adını ortaya atmamın sebebi buydu.

Ancak yine de inanmamış gibi, “Benim kızım yapmaz öyle şey!” dedi. Arzu annesinden daha dindar, ibadetini aksatmamaya çalışan biriydi ve kaynanam onun böyle bir şeye izin vermeyeceğini düşünüyordu. Gerçekte de düşündüğü gibiydi, ama kaynanamı yola getirmemin başka yolu yoktu. “İstersen sor ona!” dediğimde, “Manyak mısın sen, tövbe tövbe!” dedi başını sallayarak. “Valla öyle, istersen sor!” dedim yine gayet rahat bir şekilde.

Kaynanamın morali Arzu’nun adının geçmesi ile bozulmuş, keyfi kaçmıştı. Ancak benim de yapmak istediğim tam olarak buydu. Bu yolun sonunda onun götüne ulaşacağımı biliyordum.

Birkaç dakika sonra, “Nasıl izin veriyor buna, nasıl yapıyorsunuz?” diye sordu. Bunu söylerken sesi titriyordu heyecandan. “O da zevk alıyor. Sabunlayıp sikiyorum, o zaman canı yanmıyor, çok rahat alıyor yarağımı!” dedim. Bunu hiç utanmadan, rahat bir şekilde söylemiştim, ama gerçekte böyle bir şey yoktu. Kaynanamı kandırmak için uydurduğum bir yalandı.

Eve yaklaşırken kaynanama, “Sen de yapacak mısın?” diye sordum. Önce sessiz kaldı. Sonra da, “Canımı yakmayacağının garantisi var mı?” diye sordu. “Valla ilk başta biraz canın yanabilir, ama sonra sen de zevk alacaksın!” dedim elini tutarak. Gözleri üzerimdeydi, yutkunarak, “Tamam bakarız!” dedi. “Bakarız!” demesi kabul ettiğinin işaretiydi.

Sonunda yıllardır istediğim, hayalini kurduğum şey gerçek olacak ve kaynanamı götünden sikecektim…